
Eyüp Sultan'dan Yeraltı Camii'ne, Peygamber kokusunu İstanbul'a taşıyan o kutlu misafirler.
Ebu Eyyub el-Ensari (r.a.), Peygamberimizi Medine'de evinde 7 ay misafir eden o büyük sahabi... 90 yaşını aşkınken, 'İstanbul mutlaka fethedilecektir' müjdesine nail olmak için yollara düşmüş ve surların dibinde ruhunu teslim etmiştir. Bugün onun türbesi, Türkiye'nin manevi başkentidir. Sabah namazında Eyüp Sultan Camii'nde olmak, o manevi havayı solumak, insana Medine'deymiş hissi verir. O, İstanbul'un sancaktarı ve ebedi misafiridir.
Karaköy'de, Galata Kulesi'ne yakın bir noktada, yerin altında gizemli bir cami vardır: Yeraltı Camii. Burası aslında Haliç'in ağzını kapatan zincirlerin bağlandığı mahzendir. İçeride, Amr bin As, Vehb bin Huşeyre ve Süfyan bin Uyeyne (r.a.) makamları bulunur. Loş ışığı, basık tavanı ve derin sessizliği ile insanı asırlar öncesine götürür. Çoğu İstanbullunun bile bilmediği bu mekan, şehrin altındaki manevi bir hazine odasıdır.
"İstanbul sadece Osmanlı'nın değil, aynı zamanda Asr-ı Saadet'in de bir şubesidir. Nasıl mı? Bu topraklarda, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yüzünü görmüş, sesini duymuş ve O'nun müjdesine nail olmak için binlerce kilometre yol gelip şehit düşmüş 20'den fazla sahabe yatmaktadır. Onlar, şehrin manevi muhafızları, bizim en değerli komşularımızdır. Bugün boğaz turu yapmadan önce, gelin bu kutlu misafirlerin kapısını çalalım."
İstanbul'da yaşayıp da veya İstanbul'a gelip de Eyüp Sultan Hazretleri'ne uğramamak, ev sahibine 'merhaba' dememek gibidir. Sadece o da değil; Karaköy'deki Yeraltı Camii'nde, Ayvansaray sur diplerinde yatan diğer sahabeler de ziyaretçilerini bekler. Onların kabri başında durmak, İslam'ın nasıl fedakarlıklarla bu topraklara geldiğini hatırlatır. Şehrin gürültüsünden kaçıp onların huzuruna sığının. Emin olun, o sessiz taşların size anlatacağı çok şey var. İstanbul, onların yüzü suyu hürmetine hala ayaktadır.