
Konya ve Mevlana: Aşkın Kıblesinde Bir Vuslat
Yeşil Kubbe'nin altında susmak, Şeb-i Arus'u anlamak ve 'Ne olursan ol gel' çağrısına kulak vermek.
Huzur-u Pir: Türbe Ziyareti
Müzeye 'Dervişan Kapısı'ndan girilir. Avludaki şadırvan, hücreler ve o manevi hava sizi hemen sarar. İçeri girdiğinizde, 'Ka'betü'l-uşşâk bâşed in makâm' (Bu makam aşıkların kabesidir) yazısı karşılar sizi. Gümüş kafesin ardında, babası Sultanü'l-Ulema ile yan yana yatan Mevlana Celaleddin Rumi'yi gördüğünüzde, kelimeler boğazınızda düğümlenir. İnsanlar orada sessizce ağlar, dua eder. O sessizlikte o kadar çok şey anlatılır ki... Burası, ölümü 'Şeb-i Arus' (Düğün Gecesi) olarak gören bir Allah dostunun ebedi istirahatgahıdır.
Sema: Bir Raks Değil, Bir Zikirdir
Konya'da her cumartesi yapılan Sema ayinini izlemek şarttır. Semazenlerin o dönüşü, bir dans gösterisi değildir; kainatın atomlarından gezegenlerine kadar her şeyin dönüşüne eşlik etmektir. Sağ elleri yukarıya (Hakk'a), sol elleri aşağıya (halka) dönüktür. 'Haktan aldığımızı halka saçarız, kendimize bir şey mal etmeyiz' demektir bu. O beyaz tennureler kefeni, baştaki sikke mezar taşını simgeler. Sema, nefsin ölümü ve ruhun dirilişidir. İzlerken başınızın dönmesi, ruhunuzun da onlarla birlikte dönmek istemesindendir.
Lezzet Durakları: Etli Ekmek ve Fırın Kebabı
Maneviyat kadar, Konya mutfağı da sizi doyuracak. Konya denince akla ilk gelen 'Etli Ekmek'tir ama sakın lahmacunla karıştırmayın, Konyalılar kızar! İncecik, uzun ve çıtır... Bir de 'Fırın Kebabı' vardır ki, kuzu etinin saatlerce fırında pişip lokum gibi olmasıdır. Yemeğin üzerine 'Sac Arası' tatlısı yemek adettendir. Bu şehirde aç kalmak imkansızdır; hem ruhunuz hem de bedeniniz burada şifalanır.
"Dünyanın dört bir yanından insanlar neden akın akın bu bozkır şehrine geliyor, hiç düşündünüz mü? Onları çeken ne? Konya'ya yaklaşırken uzaktan o turkuaz çinili 'Yeşil Kubbe'yi (Kubbe-i Hadra) gördüğünüzde kalbinizde hissettiğiniz o çekim gücü... İşte o, Hz. Mevlana'nın yüzyılları aşan 'Gel' çağrısıdır. Burası, dertlilerin derman bulduğu, yananların serinlediği bir dergahtır. Kapıdan girerken dünyayı dışarıda bırakın, çünkü içeride sadece 'Aşk' var."
Sonuç
Konya ziyareti, sadece tarihi bir müze gezisi değildir; insanın kendi içine yaptığı bir yolculuktur. Mevlana'nın sandukasının başında durup Fatiha okurken, sanki o size gülümsüyor ve 'üzülme' diyor gibi hissedersiniz. Mesnevi'den bir beyit, semazenlerin bir dönüşü, ney sesinin o yanık tınısı... Hepsi size aslında Allah'tan geldiğimizi ve O'na döneceğimizi hatırlatır. Konya'dan ayrılırken, sadece etli ekmeğin tadı değil, ruhunuzda tarifi imkansız bir hafiflik kalır. Vuslat (kavuşma) her an mümkündür, yeter ki gönül kapınız açık olsun.