
Balıklıgöl'ün serinliğinden tarihin sıfır noktası Göbeklitepe'ye, peygamberler diyarında bir gün.
Rivayete göre Nemrut, Hz. İbrahim'i kalenin tepesinden ateşe attığında Allah ateşe 'Serin ve selamet ol' emrini verir. Ateş suya, odunlar ise balığa dönüşür. İşte Balıklıgöl (Halil-ur Rahman Gölü), o mucizenin günümüze kalan nişanesidir. İçindeki balıklar kutsal sayılır ve kimse onlara dokunmaz. Gölün kenarında yürürken, Rızvaniye Camii'nin suya yansıyan silüetini izlemek ve o manevi atmosferi solumak, insanın kalbini yumuşatır. Hemen yandaki Aynzeliha Gölü ise, İbrahim'e inanan Nemrut'un kızı Zeliha'nın gözyaşlarından oluştuğu söylenir. Aşkın ve imanın suya dönüşmüş halidir burası.
Urfa'da ziyaret edilmesi gereken bir diğer önemli nokta, Hz. Eyyüb'ün (a.s.) amansız hastalığını çektiği mağaradır. Sabır timsali peygamberin çile çektiği ve sonunda şifalı su ile iyileştiği bu mekan, dertlerine deva arayanların uğrak yeridir. Mağaraya inip o daracık alanda tefekkür etmek, kendi küçük dertlerimizden utanmamıza sebep olur. Hemen yanındaki kuyudan şifalı su içmek ve dua etmek, bu ziyaretin olmazsa olmazıdır. Urfa, insana sabrı öğreten bir öğretmendir.
Urfa'ya gelip de ciğer yemeden, isotun acısını tatmadan dönmek olmaz. Sabah kahvaltısında bile ciğer yenen bu şehirde, lezzet bir yaşam biçimidir. Akşamları ise tarihi konaklarda düzenlenen 'Sıra Geceleri'ne katılmak gerekir. Bu sadece müzikli bir eğlence değil, bir edep ve sohbet meclisidir. Çiğ köftenin yoğrulduğu, uzun havaların okunduğu ve mırra (acı kahve) ile sonlanan bu geceler, Anadolu kültürünün en canlı örneğidir. Mırra içerken dikkat edin; fincanı yere bırakırsanız, geleneğe göre ya fincanı altınla doldurmanız ya da ev sahibiyle evlenmeniz gerekir!
"Güneydoğu'nun sıcağı yüzünüze vurduğunda, Balıklıgöl'ün kenarındaki o manevi serinlik sizi şaşırtacak. Burası, Nemrut'un zulmüne karşı Hz. İbrahim'in (a.s.) 'Hasbünallah' (Allah bana yeter) dediği yerdir. Urfa, sadece taş binalardan ibaret değildir; her sokağı sabır, her köşesi tevekkül kokar. Şehirlerin şahı İstanbul ise, şehirlerin piri de Urfa'dır. Hazırsanız, efsanelerin gerçek olduğu topraklara gidiyoruz."
Şanlıurfa'dan ayrılırken, sadece mideniz değil (o meşhur ciğer kebaplarıyla), ruhunuz da doymuş olacak. Balıklara yem atarken ettiğiniz dualar, Hz. Eyyüb'ün sabır mağarasında içtiğiniz şifalı su, Göbeklitepe'de tarihin derinliğine yaptığınız yolculuk... Hepsi birer anıdan öte, birer ders olarak kalacak hafızanızda. Urfa insanının 'Halil İbrahim Sofrası' gibi açık gönüllülüğü, size insanlığı yeniden hatırlatacak. Bu şehir, bir turistik rotadan fazlasıdır; bir inanç mektebidir.