
Sararan yaprakların ardındaki ilahi sanatı ve sonbaharın ruhumuza fısıldadıklarını keşfedin.
Ağaçların sararan yapraklarını dökmesi, İslam kültüründe sıklıkla günahların dökülmesine benzetilir. Nasıl ki ağaçlar, üzerlerindeki yükten kurtulup özlerine dönüyorsa, insan da tövbe ve istiğfar ile manevi yüklerinden kurtulabilir. Sonbahar rüzgarları eserken, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) 'Rüzgarın ağacın kuru yapraklarını döktüğü gibi, namazın da günahları döktüğü' müjdesini hatırlamak, bu mevsime bakışımızı değiştirir.
Sonbahar, doğadaki renk cümbüşü ile Allah'ın 'El-Musavvir' (Şekil Veren) ve 'El-Müzeyyin' (Süsleyen) isimlerinin en güzel tecellilerini sunar. Bu mevsimde doğada yapılacak yürüyüşler, sadece bedensel bir aktivite değil, aynı zamanda bir ibadettir. Kuruyan toprağa, değişen renklere ve serinleyen havaya bakarak kainat kitabını okumak, imanı tazeler ve kalbi huzura kavuşturur.
Doğanın yavaş yavaş kış uykusuna çekilmesi, hayatın geçiciliğini ve faniliğini hatırlatan güçlü bir metafordur. Baharda canlanan, yazın meyve veren doğa, sonbaharda bize her şeyin bir sonu olduğunu fısıldar. Bu döngü, mümin için karamsarlık değil, asıl yurdumuz olan ahirete hazırlık yapma bilinci oluşturur. Sonbahar, dünya hayatının bir geçiş yeri olduğunu, asıl baharın cennette olduğunu hatırlatır.
"Sonbahar, sadece yaprakların döküldüğü bir mevsim değil, aynı zamanda ruhun tefekkürle yeniden yeşerdiği bir dönemdir."
Sonbahar, çiftçiler için hasat zamanı olduğu gibi, manevi hayatımız için de bir muhasebe vaktidir. Yazın rehavetinden çıkıp, uzun kış gecelerine hazırlık yapmak gerekir. Uzayan geceler, teheccüd namazı ve Kuran tilaveti için eşsiz fırsatlar sunar. Bu mevsim, geçen günlerin muhasebesini yapmak, eksikleri gidermek ve manevi olarak kışa donanımlı girmek için en verimli zamandır.
Sonbahar, mümin için bir hüzün mevsimi değil, aksine derin bir tefekkür ve arınma fırsatıdır. Doğanın kış uykusuna hazırlanışı, bize dünya hayatının geçiciliğini ve asıl yurdumuz olan ahireti hatırlatır. Dökülen her yaprakta Allah'ın sanatını görmek, ruhumuzu manevi kirlerden arındırmak için bir vesiledir. Bu mevsimi, iç dünyamıza dönmek, şükrümüzü artırmak ve manevi heybemizi doldurmak için bir nimet olarak görmeliyiz.